Sağlık Soruları-Sohbet44 | Sohbet44.COM

Sağlık Soruları-Sohbet44

Organ Nakli Ne demek
Organ transplantasyonu Nedir

Organ transplantasyonu yani organ nakli organ donörü tarafından verilen sağlam organ parçası ya da tamamının alıcının hasarlı veya çalışmayan organı yerine koymak amacıyla bir vücuttan diğerine nakledilmesidir.

Organ donörü yaşayan kişi veya kadavra olabilir.

Organ Nakli çeşitleri

Otogreft

Bir dokunun aynı kişinin bir bölgesinden alınıp başka bir bölgesine nakledilmesidir . Bazen bu fazlalık olan doku,rejenere olabilen doku ya da bir başka bölgede daha çok gerekli olan doku ile yapılabilir.(örneğin: deri greftleri, by pass için toplardamar çıkarılması)Bazen de bu dokuyu alıp kişiyi veya dokuyu tedavi ettikten sonra geri yerine konulması şeklinde olabilir.(örneğin: kök hücre otogrefti ve kan alıp ameliyat için saklamak).

Allogreft

Allogreft genetik olarak aynı kimliğe sahip olmayan aynı türe ait iki canlı arasında yapılan doku veya organ nakilleridir.Çoğu insan dokusu ve organ nakilleri allogrefttir.

İzogreft

Allogreftlerin bir alt grubu olup genetik olarak aynı kimliğe sahip verici ve alıcı arasında yapılan organ ve doku nakilleridir.( ikizler arasında).İzogreftler diğer nakil şekillerinden farklıdır çünkü allogreftlerle anatomik olarak aynı olsalarda alıcının immün cevabı açısından otogreftlere daha yakın özelliktedir.

Senogreft

Organ ya da dokunun, bir türden başka bir türe nakledilmesidir. Örnek olarak; gayet başarılı bir nakil olan, domuzdan insana kalp kapakçığı nakli; babun maymunundan insana kalp nakli (başarısız oldu) verilebilir.

Anomali ne demek
Anomali anlamı

Normalden sapma, örneğin: doğuştan gelen bir bozukluk.
İnsan bedenindeki konjenital(doğuştan) özürler de anomali olarak adlandırılır.
Anjin ne demek
Anjin sözlük anlamı

Anjinin açıklaması, anlamı

Anjin halk arasındaki adıyla bademcik iltihaplanmasıdır. Bademciklerde şiddetli bir enfeksiyonla abse oluşur.En önemli belirtisi ise soğuk algınlığıdır.
üroloji nedir
üroloji ne demek

Üroloji nedir?

Üroloji erkek ve kadında üriner sistem ve erkekte genital ve üreme sistemi hastalıkları ve bozuklukları ile ilgilenen cerrahi bir branştır.
Ürolojinin ilgi alanında yer alan organlar böbrekler, böbreküstü bezleri, üreterler, mesane, prostat, üretra, testisler, meninin taşındığı ve depolandığı organlar ve penistir.
Ürologlar çeşitli genitoüriner kanserli hastalarla da ilgilenirler. Bunlar içinde sık rastlananlar böbrek hücreli kanserler, değişici hücreli kanserler, prostat kanseri ve testis kanseridir. Ürologları ilgilendiren sık rastlanan iyi huylu hastalıklar ise işeme disfonksiyonları, komplike ve komplike olmayan üriner enfeksiyonlar, taşlar üst üriner sistem tıkanıklıkları, erkeklerde kısırlık, hayalarda ağrı ve genital bölge travmaları, üriner sistem travmaları ve kanamaları, erkekte seksüel disfonksiyonlar ve ereksiyon bozuklukları.
Çocuk ürologları ise konjenital üriner ve genital anomalilerin rekonstrüksüyonu, çocukluk tümörleri ve veziko üreteral reflü gibi çocuklara özgü ürolojik problemlerde uzmanlaşmışlardır. Erkekte kısırlaştırma operasyonları ve sünnet’te ürologlarca yapılmaktadır.
Anevrizmanın anlamı
Anevrizma nedir

Anevrizmanın açıklaması, anlamı:

Anevrizma, Bir atardamarın bir noktasında oluşan ur biçimindeki gevşeme şişkinliğidir.
bronkoskopi nedir?
Bronkoskopi solunum şikayetlerinizin sebebinin bulunmasında veya hastalık durumunuzun gidişini değerlendirmede yardımcı olan ve bazı özel durumlarda tedavi olanağı sağlayan bir muayene yöntemidir.
Bronkoskopi, gırtlağı (larenksi), ana soluk borusunu (trakeayı), hava yolllarının dallarını (bronşları) ve akciğerin bazı bölgelerini doktorun doğrudan doğruya görmesini sağlar.

gastroskopi nedir?
Gastroskopi kelime anlamı, ucunda ışıklı minyatür bir kamera bulunan GASTROSKOP cihazı ile yemek borusu, mide ve on iki parmak barsağının gözle görülerek muayenesidir.
Halüsinasyon ne demek
varsanı nedir

Halüsinasyon Nedir

Varsanı, gerçek ortamda belirli bir duyuma neden olabilecek hiçbir uyarı yokken kişinin bunu duyumsadığına inanmasıdır. Psikolojide bu tür varsanılar yanılsamalardan, yorumlamalardan ve normal kişilerin fizyolojik varsanılarından ayrı tanımlanır. Yanılsamalar gerçek duyumsal verilerin çarpıtılmasıdır; kişinin trenin sesini bir ezgi gibi algılaması buna örnektir. Yorumlamada kişi gerçek duyumsal verilere dayanan, ama yanlış olabilen kanılara varır; örneğin herhangi bir seslenmeyi kendine yönelikmiş gibi yorumlar. Normal kişilerin fizyolojik var sanılarının en iyi örneği ise rüyalardır. Buna karşılık insanın bilinçliyken yaşadığı kaybolmayan varsanılar, genellikle gerçekten var olup olmadığıyla ilgilenmediği ruhsal-duyumsal olgulardır. Varsanılar iki grupta toplanabilir. Birinci grupta ruhsal-duyumsal varsanılar yer alır. Bunlar belirgin duyumsal özellikler taşır ve herhangi bir duyuyla ilgili olabilir. Görme, işitme, koku, tat ve dokunma varsanıları bu gruba girer. İkinci grupta ruhsal varsanılar yer alır. Bunlar kişinin varsanı etkinliğini duyusal bir izlenim olarak değil, bir duygu ya da düşünce olarak yaşadığı var sanılardır. İçten gelen sesler, düşüncenin yankılanması buna örnektir. Ruhsal varsanıda varsanı olgusunun temel özelliği olan duyularla algılama gerçekleşmediğinden bunlara yalancı varsanı (pseudohalüsinasyon) adı da verilir. Bazı varsanılar ise belirli hastalıklarda görülür; örneğin kronik alkol ve kokain bağımlılarında hayvan görme (zoopsi) görsel bir var sanıdır. Varsanı yaşayan kişilerin davranışları değişir. Vahşi hayvanlardan kaçmak, tehlikeli düşmanlardan korunmak, düşsel seslerle konuşmak, bakışları hareketsizleştirmek, kulağını uzatmak gibi davranışlar ortaya çıkar.

Anemi Nedir
Aneminin anlamı

Anemi Ne Demek

Anemi : Kısaca, halk arasında kansızlık olarak bilinen anemi, alyuvarların sayı olarak az olması ve alyuvarların içerisinde bulunan hemoglobin adı verilen maddenin miktarının azlığıdır
Hipermetropi Ne demek,
Hipermetropi tanımı

Hipermetropi Nedir? Hipermetropi kelime anlamı aşırı görme olan bir göz kusurudur.
Hafif hipermetropların uzağı çok iyi görmeleri nedeniyle halk arasında böyle adlandırılır.. Göz ya normalden daha kısa ya da korneası daha düz olduğu için göze yakın cisimlerden gelen diverjan, birbirinden uzaklaşan ışınlar retinanın arkasında sanal bir noktada odaklanır.
Bu durumda retina üzerinde oluşan görüntü bulanıktır.

vikipedi

Eko sonuçları
Ekokardiyografi Sonuçları
Eko sonuçları hakkında bilgi

Kısaca ekokardiyografiyi tanımlayacak olursak; kalbin ultrasonu diyebiliriz. Eko olarak da bilinir. Eko sayesinde birçok kalp rahatsızlığı bulunabilir. oldukça hızlı ve güvenilir bir testtir.

Ekokardiyografi testi ile tanınabilecek problemler ve hastalıklar;

Kalp kapakçığı hastalıklar (romatizmal kapak ağrısı, kalp kapağı darlığı, kalp kapağı yetersizliği ve kalp kapakçıklarında sarkma esnekliğini kaybetmesi)

Kalbin büyüklüğü anlaşılabilir.

Kalp duvarlarında inceleşme, kalınlaşma ve anevrizma olarak bilinen kalp duvarlarının bollaşması.

Kalpte kist veya tümör olup olmadığı tespit edilebilir.

Aort atar damarında genişleme olup olmadığı tespit edilebilir.

Kalp içi boşluklarda pıhtı varmı yokmu diye bakılabilir.

Kalp zarı hakkında bilgi alınabilir. Kalbin bir kasılmada ne kadar kan pompaladığı ölçülebilir.

Yani açık olarak görülür ki kalp romatizması, kalp kapak hastalıkları, kalp yetersizliği, kalp krizi, doğumsal kalp hastalıkları gibi hastalıklarda eko ile bilgiler ve tanı alınabilir.
Ekokardiyografi yöntemleri
Ekokardiyografi çeşitleri nelerdir

1) Yüzeyel ekokardiyografi nasıl yapılır?

Yüzeyel ekokardiyografik değerlendirme için hasta sol tarafına yatırılır. Kalp kapakçıkları, kalp odacıkları, büyük damarların (aort, pulmoner arter) kesitleri ve hareketleri ekranda görülür. İnceleme genellikle 15 dakika sürer. Ağrısız bir işlemdir ve yan etkisi yoktur. Bu incelemede röntgen ışınları kullanılmaz. Bu yüzden hamilelerde de güvenle kullanılabilir. Sonuçlar, incelemeyi yapan doktor tarafından değerlendirilir.

2) Transözofajiyal ekokardiyografi (TÖE) nedir?

Yaygın olarak kullanılan TTE yönteminin yetersiz kaldığı bazı durumlarda yemek borusu yolu ile ekokardiyografi yapılması gerekebilir. Gastroskopiye benzer bir tetkiktir.

3) Stres ekokardiyografi nedir?

Stres ekokardiyografi (SE), egzersiz yöntemleriyle veya kalp atımını hızlandıran ilaçlarla yapılan bir ekokardiyografi uygulamasıdır. Egzersiz ekokardiyografi, koşu bandı efor testinde egzersiz protokolünün uygulanmasından hemen önce ve hemen sonra veya bisiklet egzersiz testi yardımıyla egzersizin her aşamasında ekokardiyografik görüntülerin kaydedilmesi şeklinde yapılmaktadır.

Egzersiz EKG testinin yapılamadığı durumlarda (bacak damar hastalığı, kas kemik yapı kısıtlılığı) damar yoluyla dobutamin, adenozin, dipridamol gibi kalp ritmi ve kasılmasını arttıracak ilaçların belli zaman aralıklarında artan dozlarda kullanılması ile ilaçlı stres ekokardiyografi yapılmaktadır.

4) Strain, Strain Oranı Ve Vektör Hız Görüntüleme Ekokardiyografi Nedir?

Strain, Strain oranı ve vektör hız görüntüleme ekokardiyografi, doku Doppler ultrason yöntemi kullanılarak kalbin kasılma ve gevşeme fonksiyonlarını çeşitli düzlemlerde en doğru şekilde ölçmek için geliştirilmiş en hassas, yeni ve modern bir yöntemdir.

Ekokardiyografi Çekimi nedir
Ekokardiyografi Çekimi hakkında bilgi

Ekokardiyografi kalbin ultrasonografisi anlamına gelmektedir. Ekokardiyografi sırasında tek yönlü (M-modu), 2 ve 3 boyutlu görüntüler sayesinde kalbin yapısı (anatomisi), kalbin kasılması (fonksiyonu) ve varsa yapısal anomalileri saptanabilir. Doppler ekokardiyografik inceleme sayesinde de kalp kapakları ve büyük damarlardaki darlıklar ve yine kapaklardaki yetmezlikler belirlenebilir.

İnvazif olmayan bir yöntem olması nedeniyle bir kalp defektinden (yapısal anomalilerden) şüphelenildiğinde ilk düşünülecek incelemedir. Genelde çok güzel görüntüler elde edilebilmekle birlikte özellikle çok şişman ve amfizemli hastalarda olduğu gibi bazı hastalarda görüntü kalitesi kötü olabilir. Kalp anomalisi şüphesinin çok yüksek olması halide bu tür hastalarda ekokardiyografik inceleme tanı koymada tek başına yeterli olmayabilir. Yapısal anomalilerin belirlenmesi için kullanıldığı gibi kalbin fonksiyonunun (kasılmasının) belirlenmesi için de ekokardiyografi yapılabilir. Bunlara örnek olarak hastanın kalbini etkileyebilecek bir ilaç kullanması, sistemik bir hastalığının olması sayılabilir. Sistemik kan basıncı yüksekliği olması halinde kalp duvarlarının kalınlıklarının ölçülmesi için de ekokardiyografi yapılabilir.

Masum üfürüm, çarpıntı, göğüs ağrısı ya da çabuk yorulma yakınmaları olan hastalarda mutlaka endike olmamakla birlikte sadece kalbin anatomisinin ve fonksiyonunun değerlendirilmesi amacıyla ekokardiyografi yapılabilir. Ancak ekokardiyografi göğüs ağrısına neden olabilecek koroner arterdeki bir plak ya da daralmayı göstermede ya da çarpıntı yakınmasına neden olabilecek ritm probleminin var olup olmadığını belilemede yetersidir. Dolayısıyla bu tür hastalarda tanı koymada ek testler gerekebilir.
Renk Körlüğünün diğer adı,
renk körlüğü tıptaki adı

Renk körlüğünün tıptaki adı daltonizm’dir.
Daltonizm renk körlüğü hakkında detaylı bilgi için tıklayınız >> Daltonizm Nedir?

Depresyon nedir
Depresyon ne demektir
Depresyon neye denir
Depresyon açıklaması

Depresyon duygusal, zihinsel, davranışsal ve bedensel bazı belirtilerle kendisini gösteren bir durumdur. En dikkat çekici belirtisi çökkün ruh hali ile ilgi ve zevk almada belirgin azalmadır. Depresyondaki kişi duygusal açıdan mutsuz, karamsar ve ümitsizdir. Eskiden en severek yaptığı işler bile artık zevk vermez olmuştur. Kişi kendini hüzünlü ve yalnız hisseder. Kendisine ve çevresine ilgisi azalır. Yoğun suçluluk duyguları olabilir. Herkese yük olduğunu düşünüp gereksiz yere sorumluluklarını yerine getirmediğini düşünür. Genellikle iç sıkıntısı, daralma, huzursuzluk ile birliktedir. Bazen kendisinin tüm duygularını yitirmiş gibi hissedebilir.
Hepatit B Ne demek,
Hepatit B Nedir anlamı,
Hepatit B Tanımı

Hepatit B Nedir; Hepatit B karaciğer iltihabı anlamına gelen hepatit hastalığının etkeni olan virüslerden biridir.Meydana getirdiği hastalık,çok ağır tablolara neden olabilmektedir.Bu virüs,esas olarak karaciğerde yerleşir,orada çoğalır ve zamanla karaciğeri tahrip edecek boyutlara ulaşabilir.
Anksiyete nedir
Anksiyete ne demek
Anksiyete bozukluğu nedir

Anksiyete veya endişe, canlılarca deneyimlenen kaygı, korku, gerilim, sıkıntı halidir. Canlıların dış ortama uyum çabasında koruyucu bir tepkidir. Denetim dışına çıkıp kişinin işlevselliğini aksattığında Anksiyete bozuklukları olarak incelenir. Psikiyatride bir grup hastalığın genel adıdır.
Böbrek Büyopsisi Nedir
Böbrek Biyopsisi nasıl yapılır
Böbrek Biyopsisi hakkında bilgi

Böbrek Biyopsisi Nedir

Böbrek biyopsisi: Böbrek fonksiyonlarında bozulmaya neden olan hastalıklarda böbreği tutan hastalığı belirlemek amacı ile yapılır.

Nasıl Yapılır:

Yapılacak bölgeye lokal anestezi yapılır
Lokal anestezi nedeni ile genelde ağrı hissedilmez. Biyopsinin alındığı yere bağlı olarak bazen batma şeklinde ağrı hissedilebilir
Ultrasonografi ile bakılarak böbrekde biyopsi alınacak bölge belirlenir ve Ultrasonografide iğne takip edilerek planlanan bölgeden biyopsi yapılır.
Biyopsi iğne ile yapılır ve iğnenin içine böbrekden küçük bir parça çekilir. İnceleme için 2 parçaya ihtiyaç olduğundan iki kez iğne ile girilir
Elde edilen örnek patolojik incelemeye yollanır.
İşlem 15-20 dakika sürer
İşlem sonrası hasta 5 saat gözlemde tutulur. Gözlem sonrası komplikasyon yoksa hasta 24 saat istirahat etmek üzere eve yollanır. Hastadan 1 hafta boyunca ağır kaldırmaması, spor yapmaması ve ağır işte çalışmaması istenir.
İşlemden 48 saat sonra hasta normal günlük işleri yapabilir ve işine gidebilir

Avantajları

Ultrasonografi ile girilen yeri görerek ve iğneyi takip ederek girmek işlemi daha güvenli hale getirmektedir.Bazı doktorlar böbrek biyopsisini ultrasonografi eşliği olmadan kör olarak yapmaktalar. Bu durumda biyopsi aldıkları yeri görmeden girildiğinden ve bazı hatalara neden olabileceğinden işlem daha riskli olabilmektedir. Özellikle kilolu hastalarda kör giriş oldukça sorunlu olabilir.

Komplikasyonlar

En önemli karşılaşılaşılabilecek komplikasyon biyopsi yerinden böbrek dışına veya idrar yolu ile kanamadır. Çok nadir görülen bu komplikasyon bazen cerrahi tedaviyi gerektirebilir.

Bakteri Nedir,
Bakteri Ne Demek,
Bakteri Anlamı

Bakteri Tek hücreli mikroorganizmalardır. Bunlar, mantarlardan küçük, fakat virüslerden büyüktürler. Bazıları hastalık yapıcı, bazıları zararsızdır; bazı bakteriler ise, faydalıdırlar.. Örneğin, toprağın nitrojen yapıcı bakterileri.

Bakteriler şekillerine göre sınıflandırılabilirler: Coccus’lar yuvarlak, bacillus’lar çubuksu, vibrio’lar virgül şeklinde, spirillum’lar dalgalıdır

Böbrek Epiteli nedir
Renal Tübüler nedir
Böbrek Epiteli hakkında bilgi

BÖBREK (RENAL TÜBÜLER) EPİTELİ

Böbrek korteks ve medullasındaki tübülleri oluşturan epitelden kaynaklıdır.

Protein miktarı yüksek ve silendirlerin görüldüğü bir idrarda daha sık görülür.

Sedimentte görünümü:

Küçük, yuvarlak, çok köşeli (poliglonal) dir. Lökositlerden biraz büyük olup, granüler ve yassı epitel hücresine göre büyük bir çekirdeği bulunur. Dansitesi düşük bir idrarda lökositlere çok benzer.

Karıştığı yapılar ve ayrımı:

Diğer epitellerle

Lökosit (Lökositler sitoplamasında granüllerle dikkat çeker)

Normali:

İdrarda normalde bulunmaz.

Patolojisi:

İdrarda bulunmasına böbrek epiteli atılımı (renal epitelüri) denir.

Nedenleri:

Yenidoğanda (böbrek tubululeri sürekli rejenere olduğundan)
Böbrek rahatsızlıklarında özellikle akut dönemde görülür. (akut tubuler nekroz, akut glomerülonefrit, transplantasyon)
Nefrotik sendromda tubulüs hücreleri içinde yağ damlacıkları bulunur. (Lipidüriye bağlı kolesterol-trigliserdi içeriği tubuler epitel sitolazmasında bulunur. Buna oval yağ cisimleri (oval fat bodies) denir)

Gıda zehirlenmesi nedir
besin zehirlenmesi ne demek

Zaman zaman sindirim sistemimizle ilgili olan, bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal, kramp gibi birçok hastalığın belirtisi olabilecek yakınmalar ortaya çıkar. Eğer bu yakınmalar, son 3 gün içinde bir mikroorganizma ya da bunun zehiri bulaşmış bir besinin yenmesi sonucu ortaya çıkıyorsa, bu hastalığa besin zehirlenmesi denir.
Hemoglobinopatiler
Hemoglobinopati Taşıyıcılar
Hemoglobinopati Hakkında Bilgi

Hemoglobinopati, hemoglobin molekülündeki globin zincirlerinden birinin yapısında anormalliğe yol açan bir genetik bozukluktur. Birçok hastalığı içinde barındırır, bunlara orak hücre anemisi ve talasemi (akdeniz anemisi) dahildir. Farklı hastalıklarda semptomlar da farklılık gösterir: orak hücre anemisinde eritrositler (alyuvarlar) anaerobik durumlarda farklı şekillere dönüşüp, dolaşım sorunlarına ve bazı organlarda hasara neden olurken, talasemide eritrositlerin (alyuvarların) üretiminde sorun vardır (etkisiz eritropoiez).

Bazı hemoglobinopatilerin (ve ilgili hastalıkların), sıtmanın yaygın olduğu yerlerde, özellikle heterozigot formda, bireylere evrimsel bir yarar sağladığı söylenebilir. Zira, sıtma paraziti eritrositlerin (alyuvarların) içinde yaşar ve hücrenin normal görevini yapmasına müdahale ederler. Sağlıksız eritrositlerde (örneğing orak hücre anemisindeki gibi) veya hızla kaybolmaya yatkın eritrositlerde, hastalık bulaşmış hücreler erkenden yok edilmiş olurlar.

Sıtma bağlantısına karşın, farklı ırklardan birçok insanda hemoglobinopatiler görülebilmektedir. Örneğin, talasemi özellikle Akdeniz ülkelerinde ortaya çıkar bu nedenle de akdeniz anemisi olarak da anılır.
Kanser Nedir Nasıl Oluşur
Kanser Neden Olur
Kanser nedenleri
Kanser neye denir

Organizmada meydana gelen ve hücreleri kontrolsüz büyüyen kötü huylu tümörlere verilen genel addır.

Kanser, genellikle kontrolden çıkan hücrelerin sürekli çoğalmalarıdır.

Kanserler, malignant (kötü huylu) tümörlerdir; yani benign (iyi huylu) tümörlerin aksine başka dokulara sızma ve yayılma (metastaz) özelliği gösterir.

Kanserli hücreler neden sürekli bölünürler?

Kültürde, normal hücreler komşu hücrelere yapışarak ilişkilerini devam ettirirler. Bu yapışma (adhezyon) noktalarında hücrelerde elektronca yoğun bir plak oluşur. Bununla birlikte, hücrelerin ameboid uzantılarında yavaşlama ve durma görülür. Bu olaya kontak inhibisyon denir. Bu şekilde, hücre bölünmesi kontrol edilir. Deneysel olarak, normal hücreler bir kültür ortamında kendilerine sağlanan ortam şartları ne kadar iyi olursa olsun kontak inhibisyon nedeniyle tek tabaka oluşturduktan sonra daha fazla çoğalmazlar. Çünkü, bölünme sınırlı sayıda olur. Fakat, kanser hücreleri sürekli çoğalarak birkaç tabakalı düzensiz kitleler oluştururlar. Bu da kanser hücrelerinde kontak inhibisyon kaybı olduğunu göstermektedir.

Kanser nasıl oluşur?

Kanserlerin yaklaşık %80-90’ı çevresel ve/veya davranış faktörleri tarafından meydana gelir ve önlenebilme potansiyeli vardır. Kalıtım yoluyla kanser meydana gelme olasılığı çevresel faktörlere oranla çok daha azdır.

x-ışınları, uv (ultraviyole-morötesi) ışınları gibi fiziksel ve bazı ilaçlar, polisiklik aromatik hidrokarbonlar gibi kimyasal faktörlerin yanında virüsler de biyolojik olarak normal karaktere sahip bir hücre kültürünü transforme ederek kanser oluşturabilirler.

Kimyasal karsinojenler, tümörü ya uygulandığı yerde (örn: cilt) veya absorbe edildiği yerde (örn: bağırsak) ya da metabolizmanın durumuna göre karaciğer, böbrek gibi organlarda, bazen de direkt olarak alakası olmayan bir yerde meydana getirirler. Fakat, karsinojene maruz kalma kanser oluşturmak için tek başına bir sebep değildir. Karsinojenler ancak uygun yer ve zamanda kanser oluşturabilirler.

Sayabileceğimiz bazı kimyasal karsinojenler şunlardır:

¨ Hidrokarbonlar: baca temizleyicileri, boya endüstrisinde kullanılan maddeler

¨ Aflatoksin ( küf mantarı tarafından sentezlenir)

¨ Nikel, krom

¨ Sigara (nikotin, tar)

¨ Yiyecek katkıları

¨ Birçok ilaçlar

¨ Parfümlerde kullanılan bazı kimyasallar

Fiziksel faktörlerin, kanserojen kimyasal maddelerin veya onkojenik (kansere neden olan) virüslerin konak hücre genomu ile etkileşimleri sonucu hücreler değişmekte ve farklı antijenite kazanmaktadır. Bir normal hücrenin kontrolden çıkarak hızla bölünmesiyle oluşan kanserli hücrede birçok anormal doku antijeni belirmektedir. Tümör hücrelerinde yeni yeni antijenler oluşmakta ve normal antijenlerin kaybına veya değişikliğine neden olabilmektedir. Erken fötal dönemde, normalde bulunan protoonkogenlerin ( kansere sebep olabilme potansiyeli olan gen) farklılaşmasıyla anormal genler oluşmakta ve bunlara selüler onkogenler adı verilmektedir.

İmmün sistem (bağışıklık sistemi) ve kanser oluşumu arasındaki ilişki

Bağışıklık sistemi yabancı doku antijenlerini kolayca tanıyabilir ancak, tümör dokusunu organizmadan kolayca atamaz. İnsanda bir saniyede bir milyara yakın hücre çoğalması olmakta ve somatik olarak bunların birkaçı, günde yüzlercesi mutasyonla farklı hücreler oluşturmaktadır. Bu farklı hücrelerin temizlenmesinde hücresel immün cevap mekanizması rol oynamaktadır. Buna, immün sistemin kansere karşı “immün denetimi” denmektedir. İmmün sistem, tümör oluşumunu denetlemekte, aynı zamanda tümör hücresi ve antijenlerine karşı immün cevap çıkarmaktadır. Hücresel immün cevap baskılandığı zaman kanser oluşumu artmaktadır.

Yenidoğan ve yaşlılık dönemlerinde immün cevap mekanizması zayıflamaktadır. Yaşlılarda prostat kanseri, çocuklarda nöroblastoma sık görülmektedir. İmmün sistemi baskılayıcı ilaç kullananlarda tümör oluşumu riski artmaktadır. İmmün sistem bozukluğu olan hastalarda da bazı kanser tipleri gelişebilmektedir.

Kanser neden öldürür?

Kanser hastalarının çoğu, kalp hastalığı veya başka enfeksiyonlar gibi kanserle ilgisi olmayan nedenlerden dolayı ölür. Tümörün bulunduğu bölge ve tümörün yayıldığı bölgenin büyüklüğü ölümü direkt veya indirekt olarak etkileyen nedenlerdir. Ölümün temel nedeni, beyin, akciğer, karaciğer gibi hayati önemi büyük olan organlarda tümör oluşması veya tümörün bu organlara yayılmasıdır.
Organel nedir
Organeller ne demek
Organeller hakkında bilgi

Zarla çevrili, özelleşmiş hücre işlevi için gerekli enzim ve diğer elemanları içeren hücre içi yapı. Organeller çekirdek, mitokondrion, endoplazmik retikulum, lizozom, golgi cismi ve peroksizomlardır.
Kan tahlili yorumlama
kan tahlili nasıl yorumlanır
kan tahlili yorumu
Kan tahlili yorumları

Genel tıp uygulamaları sırasında hekimler polikliniğe başvuran pek hastadan kan tahlili isterler. Tam kan sayımı hekime tanıya yaklaşmasında yardımcı olan, değerli ve nispeten ucuz bir testtir.
Kan tahlilinin maksadı teşhis koymak değildir. Kan tahlilinin esas görevi hekimin olası tanılar arasında eleme yapmasını sağlamaktadır. Yani tanıya yardımcı olmaktır. Hastayı görmeden, muayene etmeden teşhis koyulmaz.
Kan tahlilinde hangi değerler incelenir?
Vücudumuzda oksijen taşıyan kırmızı kan hücreleri (eritrositler) ile hastalıklara karşı savunmamızı sağlayan beyaz kan hücreleri (lökositler) sayılmakta ve büyüklükleri incelenmektedir.
Bildiğiniz gibi kırmızı kan hücrelerinde hemoglobin proteinleri bulunur. Oksijeni taşıyan protein hemoglobindir. Hemoglobin miktarı düşerse oksijen taşınamaz.
Maalesef ülkemizde kullanılan laboratuvar cihazları yurt dışından satın alındığı için tahlil sonuçları genellikle yabancı terimlerle gösterilmektedir.

Kırmızı Kan Hücreleri

RBC (red blood cells): Oksijen taşıyan hücrelerin miktarını verir.
Düşükse anemi (kansızlık) veya kan kaybı vardır. Yüksekliğe örnek: Yüksek rakımlı yerde oturmak, KOAH, böbrek hastalığı, polisitemi hastalığı

MCV (mean corpuscular volume): Oksijen taşıyan hücrelerin ortalama büyüklüğüdür. MCV düşükse eritrositler daha ufaktır, yüksekse daha genişlemişlerdir. Örneğin demir eksikliği anemisi’nde eritrositler küçülür dolayısıyla mcv değeri düşük çıkar. B12 vitamini eksikliği anemisinde ise eritrositler büyümüştür, MCV yüksektir.

Hb (Hemoglobin): Kandaki toplam hemoglobin miktarını gösterir. Anemilerde hemoglobin düşer.

MCH: Eritrositlerdeki hemoglobin miktarını gösterir.

Hct (Hematokrit): Kandaki hemoglobin ve eritrosit miktarının bir ölçüsüdür. Anemi, lösemi, kan kaybı gibi durumlarda azalırken vücudun su kaybettiği durumlarda (örneğin ishal) veya polisitemi’de artar.

PLT (Platelets): Trombositlerdir. Yani pıhtılaşmayı sağlayan hücereleri gösterir.
Beyaz kan hücreleri

WBC (White Blood Cells-Leukocytes): Vücudun savunma ve bağışıklık hücrelerinin yani lökositlerin toplamını gösterir. Enfeksiyon hastalığı veya lupus gibi kronik iltihabi hastalıklarda yükselir. Ayrıca lösemi’de yükselir.
Çok düşükse lökosit yapımını bozan ciddi bir hastalık vardır. Örneğin bazı kanserlerde, kemik iliği hastalarında, AIDS’te lökosit miktarı (WBC) düşüktür.

* PNL: (Nötrofiller) Örneğin bakteryel enfeksiyonlarda artar.
* Lymphocytes: (Lenfositler) Viral enfeksiyonlarda ve bazı kronik hastalıklarda artar. AIDS’te düşer.
* Eosinophils: (Eozinofiller). Allerjide ve parazitik hastalıklarda yükselir.

ALBUMIN
Normal Değerler : 3.5-5.5 g/dL

Açıklama : Albümin karaciğerde sentezlenen bir protein türevidir. Sağlıklı yetişkin karaciğerinde günde 12-14 gram kadar albümin sentezi yapılır. Sağlıklı kişilerde rutin olarak albümin bakılmasına gerek yoktur. Sağlıklı bir kişide albümin düzeyinin biraz yüksek ya da düşük çıkması da klinik bir önem taşımaz. Kan albümin düzeyi ölçümü özellikle ödemi olan, karaciğer hastalığı bulunan veya beslenme bozukluğu düşünülen kişilerde önem taşır.

Artığı Durumlar : Albümin düzeyinin yüksek ölçülmesi genellikle vücuttan su kaybı bağlıdır. Önemli değildir.

Azaldığı Durumlar : Yaşlı insanlarda, karaciğer hastalığı olanlarda ve beslenme bozukluğu bulunan kişilerde albümin azalır. Bazı hastalarda idrar ya da bağırsak yolu ile albümin kaybı gerçekleşmektedir. Sonuçta albüminin kan düzeylerinde azalma (hipoalbüminemi) kan onkotik basıncının düşmesine bu da dokular arasında sıvı birikimine neden olarak özellikle bacaklar ve sırtta ödeme neden olur.

ALKALEN FOSFATAZ – ALP
Normal Değerler : 30-1 20

Açıklama : Vücutta neredeyse bütün dokularda bulunan ama ne iş yaptıkları tam anlaşılamamış bir enzimdir. Normal yetişkinde kanda ölçülen ALP ın yarısı karaciğer yarısı da kemik kökenlidir. ALP özellikle safra akımının durması ya da yavaşlamasına bağlı olarak görülen karaciğer hastalıkları için iyi bir testtir.

Artığı Durumlar : Çocuk ve gençlerde hızlı kemik büyümesi nedeniyle normal yetişkine göre ALP değerleri 2-4 kat daha fazla olabilmektedir. Yine doğuma yakın gebelerde de plasenta tarafından sentezlendiğinden ALP değerleri yüksektir. Safra yollarındaki tıkanma sonucu ALP değerleri yükselir. Ayrıca kemik hastalıklarında da (özellikle Paget hastalığı) ALP değerleri yükselir. Pek çok ilaç da ALP düzeylerini yükseltebilir, bu nedenle ALP yüksekliği çoğu zaman bir hastalık belirtisi olmayabilir.

AMILAZ
Normal Değerler : 60-180 U/L

Açıklama : Amilaz pankreas, tükürük bezleri ve bazı tümörlerden (örn. akciğer) salınmaktadır. Kandaki amilazın genellikle üçte biri pankreas, üçte ikisi ise tükürük bezleri kaynaklıdır. Dolaşıma giren amilaz esas olarak böbrekler aracılığıyla vücuttan atılmaktadır.

Artığı Durumlar : Yüksek kan amilaz düzeyi pankreatitte meydana gelir. Ayrıca karın ağrısıyla ortaya çıkan bazı acil hastalıklarda, şiddetli şeker komasında, kabakulakta, morfin enjeksiyonundan sonra da amilaz düzeyleri bir miktar yükselebilmektedir.

Azaldığı Durumlar : Amilaz değerinde düşüklüğün bir klinik önemi yoktur

ASIT FOSFATAZ
Normal Değerler : 0-5.5 U/L

Açıklama : Esas olarak prostat, karaciğer, kemik ve bazı kan hücrelerinde bulunmaktadır. Ölçümü özellikle prostat hastalıklarının tanı ve tedavisi için kullanılmaktadır. Bu amaçla prostatik asit fosfataz denilen fraksiyonu ölçülür. Normalde asit fosafataz kanda pek az miktarda bulunur.

Artığı Durumlar : Özellikle prostat kanserlerinde kan düzeyleri belirgin olarak yükselmektedir. Yine de rektal muayeneden sonra, idrar sondası takılmasıyla ve hatta kabızlık ile birlikte de yükselebileceği unutulmamalıdır.

Azaldığı Durumlar : yok

BILIRUBIN
Normal Değerler :
Direkt : 0.1-0.3 mg/dL
Indirekt : 0.2-0.7 mg/dL

Açıklama : Kan dolaşımında bulunan kırmızı kan hücreleri yaklaşık 120 günlük bir süre sonunda ömürlerini tamamlar ve çoğunluğu dalakta olmak üzere parçalanırlar. Açığa çıkan bilirubin karaciğere götürülür. Karaciğer özel bir işlemle bilirubini suda çözünebilen bir hale getirir ve safra yoluyla bağırsağa atar. Karaciğerde bu işleme maruz kalmış bilirubine direk, henüz işlem görmemiş bilirubine ise indirek bilirubin denilir.

Artığı Durumlar : Bu sistemin herhangi bir noktasında meydana gelebilecek bir aksama kan bilirubin düzeyinin yükselmesine neden olur. Bu aksamalar; kırmızı kan hücrelerinde aşırı yıkım, karaciğer hastalıkları ve safra yolu tıkanıklıklarıdır. Sonuçta kan bilirubin seviyesi yükselecek ve koyu sarı ten rengiyle tipik sarılık ortaya çıkacaktır.

Azaldığı Durumlar : yok

FOSFOR
Normal Değerler : 3 – 4,5 mg/dL

Açıklama : Fosfor insan hücresinde asit-baz dengesi, kalsiyum metabolizması gibi çok önemli reaksiyonlarda rol oynayan bir maddedir. Vücuttaki fosforun %85 kadarı kemikte fosfat formunda depolanır. Kan düzeyi kan kalsiyum ve kan pH değişimlerinden etkilenmektedir. Kalsiyumda olduğu gibi bağırsaktan emilimi, idrarla atılımı ve hücre içine toplanması ya da hücreden bırakılması gibi düzenlemelerle kan düzeyi ayarlanmaktadır.Yine kalsiyum gibi parathormondan etkilenmektedir. Yemeklerden sonra düzeyi değiştiğinden 12 saatlik açtıktan sonra ölçümü yapılmalıdır.

Artığı Durumlar : Hipoparatiroidide fosfor artar.

Azaldığı Durumlar : Hiperparatiroidi durumunda değerleri azalır.

GLUKOZ (KAN SEKERI)
Normal Değerler : 75-115 mg/dL

Açıklama : Şeker hastalığı tanısı için 12-14 saat açlıktan sonra kan glukozu ölçülür. Yüksekse test tekrarlanır. Yine yüksekse yemekten tam 2 saat sonra yeniden ölçülür. Bu da yüksekse glukoz tolerans testi yapılmalıdır.

Artığı Durumlar : Kanda şeker yüksekliği ise şeker hastalığını gösterir.

Azaldığı Durumlar : Hipoglisemiyle seyreden hastalıklar

TİROİT HASTALIKLARININ TEŞHİSİ

* Kanda TSH ve tiroit hormonlarının (T3 ve T4) düzeylerinin ölçülmesi: Tiroidin çalışması hakkında önemli bilgiler verir. Başlangıçta öykü ve muayenede çalışma bozukluğu belirlenememişse tek başına TSH’nın ölçülmesi yeterli olabilir. Duyarlı bir sonuç elde edilebilmesi için TSH’ ya sensitif ya da ultrasensitif yöntemle bakılması tercih edilir. Üstünde önemle durulması gereken nokta: Bu tetkiklerin normal olması tiroidin çalışmasının normal olduğunu gösterir. Hastada guatr, tiroit kanseri gibi diğer hastalıkların olmadığını belirlemez. Bunlar için diğer tetkiklere gereksinim olabilir.
* Bağışıklık sistemini kontrol eden testler: Bunlar antitiroglobulin antikor ( ATA ), anti TPO antikor ( AMA ) ve Anti TSH-R ( TRAb ) gibi isimler almaktadır. Graves hastalığı, Hashimoto hastalığı ve bazı tip tiroiditlerin tanısında yardımcı olurlar.
* Tiroglobulin tayini: Bu test özellikle tiroit kanseri nedeniyle ameliyat olmuş hastaların izlenmesinde önemli ip uçları vermektedir. Ancak bu testin tam olarak değer kazanabilmesi için bireyde gözle görülebilir tiroit dokusunun kalmamış olması gerekmektedir.
* Medüller kanserlerin tanı ve tedavisinde kanda tirokalsitonin: adı verilen bir hormonun ölçülmesi faydalı bilgiler verir.
* Yine medüller kanser olan ailelerde diğer bireylerin taranması için ret genindeki mutasyonları gösterecek genetik çalışmalar yapılabilir.

HEMOGLOBIN VE HEMATOKRIT
Normal Değerler :
Hemoglobin: 14-18 g/dL (erkek); 12-16 g/dL (kadın)
Hemotokrit: % 42-52 (erkek); %36-46 (kadın)

Açıklama : Hemoglobin ve hematokrit sıklıkla beraber istenen ve kanın oksijen taşıma kapasitesini ölçmek için kullanılan testlerdir. Hemoglobin kırmızı kürelerde bulunan ve temel olarak oksijenin taşınmasından sorumlu maddedir. Hematokrit ise kırmızı kürelerin kan içerisindeki yüzdesini gösterir. Genellikle hematokrit değeri hemoglobin değerinin üç katıdır. Hemoglobin ve hematokrit bebeklerde, gebe kadınlarda, bakım evlerinde yaşayan yaşlılarda, adet gören kadınlarda mutlaka kontrol edilmelidir. Bu testlerin en önemli yanı aneminin tespit edilebilmesini sağlamasıdır.

Artığı Durumlar : Polisitemilerde, doğuştan var olan kalp hastalıklarında, aşırı su kaybında yüksektir. Orak hücre anemisi gibi kırmızı küre şekil bozukluklarında hemotokrit hatalı olarak yüksek çıkar, bunlarda hemoglobin miktarına bakılmalıdır.

Azaldığı Durumlar : Anemilerde

TRANSAMINAZLAR
Normal Değerler :
Aspartat (AST, SGOT) : 0-35 U/L
Alanin (ALT, SGPT) : 0-35 U/L

Açıklama : Transaminazlar karaciğer hücrelerinde bulunan enzimlerdir. Karaciğer hasarında hücre dışına sızarlar.

Artığı Durumlar : Kan seviyelerinin yükselmesi, karaciğer hasarına bağlı olarak bu iki enzimin hücre dışına sızması anlamını taşımaktadır. Genellikle bu enzimlerin kan seviyeleri karaciğer hasarının şiddetini yansıtır.ALT karaciğere daha özgül iken, AST kalp ve iskelet kası harabiyetinde de yükselmektedir. Bu nedenle AST aynı zamanda myokard enfarktüsünün izlenmesinde de kullanılmaktadır. Karaciğerin hastalıklarında alkole bağlı karaciğer hasarı hariç ALT, AST den daha yüksektir.

Azaldığı Durumlar : ALT ve AST değerlerinin normalden düşük olması nadiren görülen bir durumdur. Eğer bilinen bir karaciğer hastalığı yoksa genellikle önem taşımaz.

URE
Normal Değerler : 5 – 25 mg/dL

Açıklama : Protein metabolizmasının bir ürünüdür ve böbrekler yoluyla idrarla atılır. Sıklıkla kan üre azotu (BUN) olarak ölçülür. Böbrek fonksiyonlarını değerlendirmede önemli bir ölçüttür. Ancak böbrek fonksiyonları dışında vücuttaki azot yükü, günlük sıvı alımı ve idrar akım hızından da etkilendiğinden tek başına karar verdirici değildir.

Artığı Durumlar : Böbrek fonksiyon bozukluğu dışında kalp yetmezliği, tuz ve su alımındaki dengesizlikler (kusma, ishal, sık idrara çıkma, terleme), bağırsaklarda kanama, stres, yanıklar, diyetle fazla protein alımı ve akut myokard enfarktüsü gibi nedenlerle de kan değerleri yükselebilmektedir.

Azaldığı Durumlar : Karaciğer yetmezliği, kaşeksi (aşırı kilo kaybı), nefroz (bir böbrek hastalığı)

URIK ASIT
Normal Değerler :
Erkek : 2.5-8.0 mg/dL
Kadın : 1.5-6.0 mg/dL

Açıklama : Ürik asit, vücudun genetik yapı taşları olan DNA ve RNA nın yapısında bulunan purin adındaki maddelerin metabolizmasının son ürünüdür.

Artığı Durumlar : Diyetle fazla protein alımı, vücutta üretim artışı (malin hastalıklar, doku harabiyeti, açlık) ya da böbrek fonksiyon bozukluğu gibi bir nedenle vücuttan uzaklaştırılamaması durumlarında kanda ürik asit düzeyi yükselir. Yüksek düzeydeki ürik asidin kristaller halinde çeşitli dokularda biriktiği düşünülmektedir. Bu dokular özellikle eklem sıvıları ve böbreklerdir. Eklem sıvılarında ürik asit kristallerinin birikimiyle oluşan ağrılı hastalığa GUT hastalığı denilir. Böbreklerde oluşan birikim ise böbrek yetmezliği ve idrar yollarında taş hastalığına yol açar.

Azaldığı Durumlar : Diğer analiz sonuçları normal ise düşük genelde önemli değildir

HEPATİT B KAN TESTLERİ

Hepatit B’nin herhangi bir kan testi var midir?
Hangi 3 test hepatit B kan panelini olusturur?
Hepatit B’nin yuzey antijeni (HBsAg) nedir?
Hepatit B’nin yuzey antikoru (HBsAb) nedir?
Hepatit B kor antikoru (HBcAb) nedir?
Hepatit B’nin herhangi bir kan testi var midir?

“Hepatit B kan paneli” diye bilinen hepatit B’nin basit bir kan testi vardir, doktorunuz yada saglik kurulusu tarafindan duzenlenebilir. Bu kan ornegi doktorunuzun burosundanda alinabilinir.

3 tane yaygin test bu kan panelini olusturur. Bazen doktorunuz sizden, ilk gorusmenizden 6 ay sonra, tekrardan hepatit B durumunuzun kontrolunu isteyebilir. Eger hepatit B ile yeni enfekte oldugunuzu dusunuyorsaniz, kaninizda virusun tesbit edilebilmesi icin 4 ila 6 haftaya ihtiyac vardir.

Hepatit B kan sonucunuzun anlasilmasi zor olabilir, bu sebepten teshis yada taninizin daha aciklayici olmasini isteyebilirsiniz – “Hepatit B ile enfekte oldunuz mu?, Hepatit B enfeksiyonundan iyilestiniz mi?, ve Kronik hepatit B’li misiniz?”.

Ayrica, eger yazili olarak kan test sonuclarinizin kopyesini isterseniz, hangi sonuclarinizin negatif yada pozitif olduklarini anlarsiniz.

Hangi 3 test hepatit B kan panelini olusturur?

Hepatit B kan paneli icin sadece bir kan ornegi yeterli olup, 3 ayri kan testi icin yapilir:

HBsAg (hepatit B yuzey antijeni)
HBsAb veya Anti-HBs (hepatit B yuzey antikoru)
HBcAb veya anti-HBc (hepatit B kor antikoru)
Hepatit B’nin yuzey antijeni (HBsAg) nedir?

HBsAg’nin “pozitif” olmasi kisinin hepatit B ile enfekte oldugunu gosterir ki akut yada kronik enfeksiyon olabilir. Enfekte olmus kisiler virusu diger kisilere kan yoluyla bulastirabilirler.

Hepatit B’nin yuzey antikoru (HBsAb veya Anti-HBs) nedir?

HBsAb’nin “pozitif” olmasida kisinin hepatit B asisina karsi basarili sekilde cevap vermis olmasidir yada akut hepatit B enfeksiyonundan iyilesmesidir. Bu sonuc kisinin artik, hepatit B enfeksiyonlarina karsi bagisiklik kazanmis oldugunu ve hastaligi bulastiramayacagini gosterir.

Hepatit B kor antikoru (HBcAb veya anti-HBc) nedir?

HBcAb, virusun bir parcasi olan antikordur ve koruyucu degildir. HBcAb’nin “pozitif” yada reaktif olmasi, onceki veya yeni enfeksiyonun oldugunun gostergesidir. Bu test sonucunun yorumu diger iki testin sonuclarinada baglidir. Eger koruyucu yuzey antikoruyle birlikte gorunmusse, onceki enfeksiyonun yada iyilesmenin habercisidir. Kronik olarak enfekte olmus kisilerde genellikle virusle birlikte HBsAg pozitif olarak gorunur.
Kanda Sedim
Kanda Sedim yüksekliği
Sedimentasyon nedir

Kanda Sedim Nedir

Kısaca “sedimantasyon “denen bu inceleme yönteminde, alyuvarların çökme hızları ölçülür. ESH (Alyuvar çökme hızı) birçok hastalıkta tanıya yardımcı bir inceleme olarak kullanılır.

ESH ’ın normal sınırların dışına çıkması bir hastalık durumunu gösterir ama hastalığın türü ve yapısı hakkında bilgi vermez. Herhangi bir yakınma ile hekime başvuran kişide sedimantasyon hızının ölçülmesi, tanıya giderken atılacak adımların yönünü belirler.

Sedimantasyon hızının değeri milimetrik olarak ya da Katz indeksi kullanılarak tanımlanır. Katz indeksi, birinci saat değeri ile ikinci saat değerinin yarısının aritmetik ortalamasıdır.
Normal sınırlar; kadınlar için 8, erkekler için 5’dir.

Üst sınırı ise; kadınlar için 20, erkekler için 15’dir.
ESH yaşamın ilk haftalarında çok düşüktür.
Yaşlılarda ise herhangi bir sebep olmaksızın hafifçe yükselebilir.Adet gören kadınlarda belirgin bir artış göstermez.
Gebeliğin dördüncü ayından itibaren yükselmeye başlar ve doğumdan sonraki 3-8 hafta yüksek kalır.Katz indeksi, gebelikte 40 gibi çok yüksek değerlere ulaşabilir.
Günümüzde, laboratuvarların çoğunda yanlızca ilk yarım saatlik değerler verilmelidir. Katz indeksi hesaplanmaz.

Sedimantasyonun arttığı durumlar
1)Enfeksiyon hastalıkları
2) İltihabı hastalıklar
3) Tümörler
4) Verem
5) Romatizmal ateş
6) Romatoid artrit
7) Bağ doku hastalıkları
8) Glomerüloreflit
9) Miyokard enferktüsleridir.

görüldüğü üzere genelde hangi hastalık olursa olsun , sedimantasyon değerinde şu veya bu şekilde bir değişiklik meydana gelmektedir.
başka bir deyişle ; sedimantasyon değerinde bir anormalliğin olması , o kişide bir hastalık olduğuna işarettir.

annenizin sedimantasyon değerin yüksek olması ; ciddi , önemli bir hastalığının olduğuna işarettir..

Kanda oksijeni taşıyan madde hangisidir
Kanda oksijeni taşıyan maddeye ne denir

Kanda Oksijeni Taşıyan Maddeye Hemoglobin denir

Amnezi ne demek, amnezi hakkında bilgi
Amnezi tanımı, Amnezi anlamı

Amnezi veya hafıza kaybı, belleğin (hafızanın) rahatsız olması, bozukluğa uğraması durumudur. Amnezinin nedenleri organik veya fonksiyonel olabilir. Travma veya hastalıklar yüzünden beynin zarar görmesi veya belirli (çoğunlukla sedatif) maddelerin kullanımı organik nedenlerindendir. Fonksiyonel nedenler psikolojik faktörlerdir, savunma mekanizmaları gibi. Histerik travma-sonrası (post-travmatik) amnezi bunun örneklerindendir. Amnezi aniden olabilir, geçici global amnezi (transient global amnesia) gibi. Bu tip amnezi orta yaş veya daha yaşlı kişilerde, özellikle erkeklerde daha yaygındır ve genellikle 24 saatten kısa sürer.

Miyalji belirtileri
fibromiyalji tedavisi
miyalji tedavisi

Miyalji Bir veya daha fazla kas ağrısının oluşumuna verilen bir isimdir. Bu kas ağrılarının nedeni olmadığı sanılsada, bir çok kişinni şikayetleri arasında yer alır.

Örneğin, masa başı ilerde çalışanlar ve bilgisayar başında çok fazla zaman geçirenler gibi…

Hareket azlığından kaslar yeteri kadar çalışmıyor. O bölgeye yeteri miktarda kan gitmeyince vücut tepkisini mini mini ağrılarla belirtmeye başlıyor. O bölge kan alamayınca gerilmeler, sertlikler oluyor. Daha başka neler oluyor?
-Bu sefer baş ağrısı,
-Kulak uğultusu
-Çınlama,
-Göz kararması,
-Yorguluk,
-Gaz,
-Kabızlık,
-Hazımsızlık,
-Şişkinlik gibi belirtiler

Fibro miyalji vakası, daha çok 25 ila 40 yaş arası bayanlarda görülen bir rahatsızlıktır.
Bu kadınlar ağrı şikayetiyle doktora gittikleri halde bir bulgu elde edilemeyince “hastalık hastası” olarak yorumlanır. Oysa bu kronik ağrıların sebebi fibro miyalji sendromudur.
Fibro miyalji rahatsızlığı olanlardan % 5 ila 20’si romatizmal rahatsızlığa adaydır. Diğer bir ifadeyle, on milyon fibro miyalji sendromu vakası varsa, bunun en az bir milyon kadarı romatizmal rahatsızlığa adaydır.
Hastaların şikayetleri çok çeşitli olmakla birlikte birkaçını burada belirtmekte yarar var. Örneğin,
Ev işi ya da masa başında herhangi bir şekilde çalışırken hissedilen ağrılar.
Boyun ve sırt ağrıları,
Uyku bozukluğu,
Yorgunluk,
Tüm vücutta tutukluk,
Baş ağrısı,
Kabızlık,
Bayanlarda ağrılı adet görme,
Ellerde ve ayaklarda karıncalanma,
Ellerde ve ayaklarda şişme gibi şikayetler görülmektedir.

Miyalji tedavisi

1. Ağrıyı azaltmak ve uykuyu düzenlemek için ilaç tedavisi
2. Kas germe ve kardiovasküler uyumu artırma egzersizleri
3. Kas spazmını azaltmaya yönelik gevşeme egzersizleri
4. Hastalığı anlamaya ve başetmeye yardımcı eğitim programları yararlı olmaktadır.
Bazı hastalarda fibromiyalji çok hafif seyreder ve tedavide sadece hastalığın anlatılması ve endişelerin giderilmesi bile yardımcı olabilir. Ancak çoğu hastada detaylı bir tedavi programı planlamak gerekecektir.
ilaç tedavisi: Romatizmal hastalıklarda ağrı tedavisinde sıklıkla steroid olmayan antiinflamatuvar ilaçların fibromiyaljide pek yeri yoktur. Bunun yerine, derin uykuyu sağlamaya ve kasları gevşetmeye yönelik ilaç tedavisi daha yararlıdır. Bu ilaçların çoğu depresyon tedavisinde kullanılmaktadır. Ancak, fibromiyalji tedavisinde kullanılan dozlar depresyonda gerekenden çok daha düşüktür. Gün içinde devam eden uyku hali, kabızlık, ağız kuruluğu gibi yan etkileri olabilen bu ilaçların mutlaka hekim kontrolünde kullanılması gerekmektedir.
Fizik tedavi ve egzersiz tedavisi: Fibromiyaljide tedavinin 2 esas amacı gergin ve ağrılı kasları gevşetmek ve kalp damar uyumunu artırmaktır. Sıcak uygulamalardan hemen hemen tüm hastalar yararlanmaktadır. Çoğu hasta dayanıklılığı artırmaya, ağrıyı azaltmaya yönelik egzersiz programından ve yüzme-yürüme-bisiklet gibi aerobik egzersizlerden büyük fayda görmektedir. Ancak fizik tedavi ve egzersiz tedavisinin çeşidi, süresi, dozu, hastadan hastaya değişebildiği için mutlaka hekim kontrolünde yapılması tavsiye edilir.
Tanı konduğunda hastanın ve yakınlarının bilmesi gereken, her ne kadar fibromiyalji sendromu diğer iltihaplı eklem romatizmaları gibi hayatı tehdit eden, sakatlık yapan bir hastalık olmasa da, ağrı ve yorgunluk nedeniyle yaşam kalitesini bozabilen, iş gücünü azaltabilen gerçek bir hastalık olduğudur.
EHEC ne demek,
Ehec virüsü nedir

EHEC nedir?
Enterohemorajik Escherichia coli (EHEC), Shiga toksin (verotoksin) üreten E.coli’lere verilen isimdir. Şiddetli karın ağrısı, sulu ishal, kanlı ishal, hemorajik kolit, hemolitik üremik sendrom (HÜS), akut böbrek yetmezliği gibi birçok farklı klinik tabloya yol açabilir.

Anjio Nedir Anlamı,
Anjio Ne Demektir,
Anjiyo Nedir

Anjio; Kalp Damar problemi bulunan bir hastanın kasık damarlarından çok ince özel tellerle girilip kalp damarlarına radyoopak madde verilerek, damar tıkanıklıklarının ve problemlerinin teşhis edilmesine yarayan bir tıbbi işlemdir.

Bir Anjio işlemi şu aşamalardan oluşmaktadır:

1- Skopi aşamasında doktor kalp damarlarına girdiği hastanın görüntülerini bir monitörden gözlemektedir

2- Skopi işlemi; sine denilen kayıt aşaması öncesinde bir hazırlık dönemi olup, hastanın durumuna göre işlem zamanı uzamakta veya kısalmaktadır.

3- Skopi aşamasındaki görüntülerden doktor tarafından uygun bulunanlar sine aşamasında kayıt edilmektedir. Bütün bu aşamalar ayak pedalları (foot switch) ile gerçekleştirmektedir. Sine aşamasındaki kayıt işlemi bir hard diske, medikal filme veya başka herhangi bir kayıt ortamına yapılabilir. Günümüzde hem hard diske kayıt yapılmakta, hem de saklanacak görüntüler medikal filme basılmaktadır. Kullanılan hard disklerin kapasitelerinin sınırlı olması bir kaç işlemden sonra hard diskteki bilgilerinin silinerek, yeni işlem için yer açılmasını gerektirmektedir.

4- Sine aşamasında hard disk kaydının yanı sıra filme basılan görüntüler teknisyen tarafından banyo yapılmakta ve makara film olarak hazırlanmaktadır

5- Hazırlanan filmler “Tagarno” denilen bir film gösterme cihazında doktor tarafından izlenmekte, buna göre hastanın kalp damarlarının durumu teşhis edilmektedir

6- Gerekli teşhis yapılıp bittiğinde filmler yasal zorunluluk olarak arşive kaldırılmaktadır. Bir film makarasına en fazla 5-6 hasta bilgisi sığabilmektedir.

Kan tahlillerinin anlamları
Kan tahlillerindeki kelimelerin anlamları

-RBC: Red Blood Cells (Kırmızı kan hücrelerinin –eritrosit- sayısı)
Bunlar oksijen taşıyan hücrelerdir. Ağır egzersiz ve yüksek rakımda sayıları artarken düşük olması kansızlık (anemi) veya kan kaybını gösterir. Ayrıca hemolize neden olan bazı ilaçlar da eritrosit sayısını azaltabilir.

-HGB: Hemoglobin (HB)
Kandaki toplam hemoglobin miktarını gösterir. Anemi, kan kaybı, polistemi (eritrosit sayısının normalden fazla olması) v.b. durumların değerlendirilmesinde kullanılır. Polistemi, egzersiz ve yüksek rakım hemoglobin miktarını artırırken anemi ise hemoglobin miktarını azaltır.

-HCT: Hematokrit
Kandaki hemoglobin ve eritrosit miktarını gösterir. Bir başka ifadeyle kanın şekilli elemanlarının tüm kana oranıdır. Anemi ve kan kaybı gibi durumlarda miktarı azalır. Buna karşılık vücut su kaybederse (kusma v.b.) ya da yüksek rakımda hematokrit miktarı artar.

-MCV: Mean Corpuscular Volume
Eritrositlerin ortalama büyüklüğüdür.

-MCH: Mean Corpuscular Hemoglobin
Eritrositlerdeki hemoglobin miktarını gösterir.

-MCHC: Mean Corpuscular Hemoglobin Concentration
Eritrosit hemoglobin konsantrasyonunun yüzde olarak ifadesidir.

-RDW: Red cell Distrubition Width
Eritrositlerin dağılım genişliğini gösterir.

-PLT: Platelets (Trombosit sayısı)
Pıhtılaşmayı sağlayan hücrelerdir. Koagülasyon sistemi ve hemostaz bozukluklarının değerlendirilmesinde kullanılır. Demir eksikliği anemisi ve akut enfeksiyonlarında trombosit sayısı artarken lösemiler, bazı enfeksiyonlar ve kemik iliğinin baskılanması ile trombosit sayısı düşer.

-MPV: Mean Platelet Volume
Trombositlerin ortalama büyüklüğüdür.

-PDW: Platelet Distrubition Width
Trombositlerin dağılım genişliğini gösterir.

-WBC: White Blood Cells (Beyaz kan hücrelerinin-lökosit-sayısı)
Vücudun savunmasında ve bağışıklığında görevlidir. Değer aralıklarından yüksek çıkması mikrobik hastalıklara işarettir. Düşük çıkması ise kan kanserini gösterebilir.

-NE%: Nötrofil Yüzdesi

-LY%: Lenfosit Yüzdesi

-MO%: Monosit Yüzdesi

-EO%: Eozinofil Yüzdesi

-BA%: Bazofil Yüzdesi

Kan Tahlillerinde kullanılan terimler
Kan tahlilinde yazan tıbbi kelimeler

Biyokimya

- Albumin
- Alkalen Fosfataz
- ALT
- AST
- Asit Fosfataz
- Amilaz
- Bilirubinler
- Demir
- Demir Bağlama Kapasitesi
- Fosfor
- GGT
- Glukoz
- Globulin
- HDL-Kolesterol
- LDL-Kolesterol
- Kalsiyum
- Klor
- Kolesterol
- Kreatinin
- Kreatinin Fosfokinaz
- Kreatinin Fosfokinaz İzoenzimleri
- Laktat Dehidrojenaz (LDH)
- Potasyum
- Sodyum
- Transferrin
- Trigliserit
- Üre
- Ürik Asit

Hematoloji
- Bazofil
- Eozinofil
- Eritrosit
- Lenfosit
- Lokosit
- Monosit

Hormon Tetkikleri

- TSH (Tiroit Stimülan Hormon)
- T3
- FT3
- T4
- FT4
- E2
- Progesteron
- FSH
- LH
- Beta HCG
- Prolaktin
- Testesteron
- DHEA-SO4
- ASO
- RF
- CRP
- Sedimantasyon
Faranjit Ne Demektir,
Faranjit Hastalığı Nedir,
Faranjit Nasıl Olur

Faranjit Nedir; Farenjit, farinks adı verilen boğaz kısmının iltihabıdır. Hemen hemen herkes farenjit geçirir. Farinks, burun ve ağız boşluğunun arka tarafıdır. Yukarıdan aşağı doğru oluk şeklinde uzanan bir bölümdür. Burun arkasındaki kısmına nasofarinks(geniz) adı verilir. Ağız boşluğunun arkasındaki kısma ( ağzı açınca tam karşıda görülen kısmı) ise orofarinks adı verilir. Aslında aşağı doğru uzanan kısmına da hipofarinks denir ama burası bazı tümöral hastalıklar için önemliyse de farenjit açısından önemli değildir.
Farenjit diyince orofarinksin iltihabı anlaşılır.

Laboratuvar tahlilleri,
Laboratuvar tahlil terimleri,
Tahlillerdeki kısaltmalar,
Laboratuvar tahlili tetkiki açıklaması anlamı, tanıtımı, tanımı, nedir, tüm tahliller

TAHLİLLER ve ANLAMLARI

A

ACE (Angiotensin Converting Enzim)
ACTH (Adrenokortikotropik Hormon)
Adacık (İsket) Antikoru
ADA (Adenozin Deaminaz)
ADH (Anti Diüretik Hormon)
Adeno***** IgG
AFP (Alfa Feto Protein)
Açlık Kan Şekeri (AKŞ)
Alfa-1 Antitripsin
Albumin
Aldolaz
Aldosteron
Alfa 1 Antitripsin
ALA (Amino Levülinik Asit)
Alkalen Fosfataz
ALFA HBD
Alkalen Fosfataz İzoenzim Elektrofarezi
Aluminyum
AMA (Anti Mitokondrial Antikor)
AMA Tip M2
Amino Asit
Amfetamin
Amilaz
Amip Aranması
Amip Antikoru
Amonyak
ANA (FANA) (Anti Nükleer Antikor)
ANA (Katitatif)
ANCA
c ANCA (Anti Centromer Antikor)
p ANCA
Androstenedione
Angiotensin II
Apolipoprotein A
Apolipoprotein B
ASA (Anti Sperm Antikor)
Anti Trombosit Antikor
Anti-ds-DNA (Çift Sarmallı DNA Antikoru)
Anti HAV (Ig G)
Anti HAV (Ig M)
Anti HBc (Ig G)
Anti HBc (IG M)
Anti HBe
HBe Ag
HBs Ag
Anti HBs (Ig G)
Anti Delta (Hepatit D ***** Antikor)
HIV 1+2
Anti HCV (Hepatit C ***** Antikor)
Anti M (Tiroid Mikrozomal Antikor)
Anti Tiroglobulin
Antibiyogram
Antitrombin III
ACA IgG(Antikardiolipin Ant)
ACA IgM(Antikardiolipin Ant)
Asetominofen (Parasetamol)
ASO
ASO (Kantitatif)
ARB (Aside Dirençli Bakteri Arama)
ARB (Aside Dirençli Bakteri Kültürü)
Asit Fosfataz (Total)
Asit Fosfataz (Prostatik)
Asit Ham Testi

B

Bakır
Balgam Kültürü
Beta – HCG
Beta Talasemi ve Hemoglobinopati Taraması
Bence – Jones
Beta 2 Mikroglobulin (Kan/İdrar)
Bilirubin (Total – Direkt)
Bikarbonat (HCO3)
Boğaz Kültürü
Böbrek Taşı Analizi
Brucella (Rose – Bengal)
Brucella Aglütinasyonu (Ig M)
BUN
Büyüme Hormonu (Growth Hormon)

C

CBC (Tam Kan Sayımı)
C Peptid
C1 – İnaktivatör
C3 (Kompleman C3)
C4 (Kompleman C4)
CA 125
CA 15-3
CA 19-9
CA 72-4
Calciyonin
Calcium
Campylobacter Kültürü
Candida Kültürü
Carbamazepin
CEA (Karsino Embriyonik Antijen)
Chlamydia Antijen
Chlamydia Antikor
Cilt Kazıntısından Mantar Aranması
CK (Total Kreatin Kinaz)
CK-MB
CMV (Ig G)
CMV (Ig M)
Coomb’s (Direkt)
Coomb’s (İndirekt)
Cortizol
C-Peptid
Crossmatch
CRP
Cryofibrinojen
Cryoglobulin
Çinko
Çinko Sülfat

D

D-Dimer
Delta Antikor
Deoxypridinolin
11-Desoxycortizol Compound S
Demir
Demir Bağlama Kapasitesi
Depakin (Valproik Asit)
Deri Lezyon Kültürü
DHEA-S (Dehidroepiandrosteron Sülfat)
Diazepam
Difenilhidantoin (Epdantoin)
Digitoxin
Digoxin
Direkt Coomb’s
Direkt Gram Boyalı Preparat
Direkt Strep A Swap Testi
Direkt Mikroskobik İnceleme
DNA Content
DNP Antikoru
Dopamin
Dışkı Kültürü
Dışkıda Gizli Kan
Dışkıda Amip Aranması
Dışkıda Parazit Aranması
Dışkıda pH
Dışkıda Redüktan Madde
Dışkıda Rota***** Antijen

E

E Vitamini
Eosinofil Sayımı
EBV-VCA IgG Antikoru (Ebstein Barre ***** Viral Capsid Antijen IgG Antikoru)
EBV-VCA IgM (***** Antikoru)
EBV-EBNA IgG
EBV-EA Antikor
Echinococcus IHA (Kist Hidatik)
Echinococcus (p2) Spesifik IgG
ENA Antikorları
Eosinofil (Total)
Epinefrin
Epinefrin + Norepinefrin + Dopamin
Eritropoetin
Eritrosit Sayımı
Esbach Protein
Estradiol (E2)
Estriol (Total)
Estriol (Serbest)
Etosüksimid (Petimit)
Epdantoin

F

Faktör II
Faktör V (Prokselerin)
Faktör VII (Prokonvertin)
Faktör VIII
Faktör X (Stuart Faktör)
Faktör XI
Faktör XII (Hageman Faktör)
Faktör XIII (Tarama / Üre )
FANA
Fenilketonüri Taraması (PKU)
Fenobarbital (Luminal)
Fenilalanin
Fenitoin (Epdantoin)
Ferritin
Fetal Hb
Fibrinojen
Fibrinektin (Serum-Mayi)
Folik Asit
FSH (Folikül Stimülan Hormon)
Formül Lökosit
Fosfor
Fronkül Kültürü
Fruktozamin
FT3 (Serbest Triiyodotironin)
FT4 (Serbest Tiroksin)
FTA-Ab

G

G6PD (Glikoz-6-Fosfat-Dehidrogenaz)
Gaita Kültürü
Gaitada Amip
Gaitada Parazit (Helmint)Yumurtası
Gaitada Gizli Kan
Gaitada Redüktan Madde
Gaitada Yağ
Gaitada pH
Gaitanın Mikroskobik İncelenmesi
Gama GT (Glutamil Transferaz)
Gastrin
Gebelik Testi
Gentamisin
Globulin
Glukoz Tolerans Testi
Glukoz 6 Fosfat Dehidrogenaz
Gliadin Antikoru (IgA)
Gliadin Antikoru (IgG)
Glomerular Bazal Membran Antikor
Glukohemoglobin (HB A1c)
Glikoz
Glikozaminoglikan
Göz Kültürü
Gruber – Widal
Growth Hormon

H

17 Hidroxyprogesteron
5 HIAA (Hidroksiindol Asetik Asit)
Ham Testi
Haptoglobulin
HDL Kolesterol
Helicobacter pylori Tarama Testi
Hemotokrit
Hemoglobin
HbA1c (Glukohemoglobin)
HbA2
Hemoglobin Elektroforezi
Hemogram (Hb,Htc,Lök,Erit)
HAV IgG
HAV IgM
HBV DNA (Hepatit B Viral DNA)
HBs Antijeni (HBsAg)
HBe Antijeni (HBeAg)
Hepatit C Antikoru (Anti-HCV)
HCV Tip Tayini
Herpes***** Tip 6 IgG
Heterofil Antikor (Paul Bunnel)
HIV (1+2) Antikor+ HIV P 24 Antijen
Hidroksiprolin
HLA-DR
HLA B-27
HLA B-7
HLA-DR
HPL (Human Plasental Laktojen)
HSV Tip 1 IgG
HSV Tip 1 IgM
HSV Tip 2 IgG
HSV Tip 2 IgM
HSV Tip 6 IgG
HVA (Homovanilik Asit)

I

Isıya Rezistan Alkalen Fosfataz
ICA (Islet Cell Antikoru)
İdrarda Gebelik Testi
İdrar Kültürü ve Koloni Sayımı
İdrar Tahlili (Tam)
İdrarda Amino Asit
İdrarda Koch Basili Arama
İdrarda Mikroalbumin
İdrarda Üre
İdrarda VMA
İmmun Elektroforez (İdrar)
IgA
IgD
IgE
IgG
IgG Altgrup 1
IgG Altgrup 2
IgG Altgrup 3
IgG Altgrup 4
Ig M
İmmunkomplex (C1q)
İndirekt Coomb’s
İnhalant Allerjenler
İnsülin
İnsülin Antikoru
İyonize Kalsiyum

J

JO-1 Antikorları

K

17-Ketosteroid (İdrar 24 saat)
Kabakulak (Mumps) IgG
Kabakulak IgM
Kalsitonin
Kalsiyum
Kalın Damla
Kan Grubu ve Rh
Kan Kültürü
Kan Sayımı (Hb,Htc,Lök,Ert)
Kan Sayımı (18 parametre)
Kanama Zamanı
Kanda Plazmodium Aranması
Kandida Kültürü
Kappa Hafif Zincir (İdrar)
Karbamazepin (Tegratol)
Karsino Embriyonik Antijen (CEA)
Kızamık (Rubeola) IgG
Kızamık (Rubeola) IgM
Kinidin
Kist Hidatik (Echinococcus) Spesifik IgE
Klamidia Antijeni
Klamidia Antikoru
Klonazepem (Rivotrol)
Koch Basili Aranması (Teksifle)
Kolesterol HDL
Kolesterol LDL
Kolesterol Total
Klor
Kompleman (C3 ve C4)
Koproporfirin (İdrar)
Kortizol
Kortizol Serbest (İdrar)
Kreatinin
Kreatinin Klerens
Kurşun
Kültür

L

Laktik Asit
Lamda Hafif Zincir
Lamotrigine
Latex
LD-1 İzoenzim
LDH
LDH İzoenzim Elektroforezi
LDL Kolesterol
LE Hücresi
LH
Lipaz
Lipid Elektroforezi
Lipoprotein (a)
Listeria Grup Aglütinasyonu
Lityum
Lizozim
Lökosit Alkalen Fosfaraz
Lökosit Formülü
Lökosit Sayımı
Lupus Antikoagülan Tarama Testi
Lyme Screen (IgG+IgM)

M

Magnezyum
Mantar Kültürü
Mantar Direkt Mikroskopisi
M-2 Tip Antimitokondrial Antikor
Metanefrin
Methemoglobin
Mikroalbuminüri
Mitokondrial Antikor
Monoklonal Antikor (Her ilave)
MPO-ANCA (p-ANCA)
Monospot Test
Mumps (Kabakulak) IgG
Mumps (Kabakulak) IgM
Mycoplasma (Üregenital Myc)

N

Neisser Boyalı Preparat
Neonatal TSH
Nasal Smear
N-Asetil Glukoz Aminidaz (NAG)
Nazofarenks Kültürü
Norepinefrin İdrar
Norepinefrin Plazma
Normetanefrin (İdrar)
NDT (Üçlü Test) (E3,AFP,Beta HCG)

O

Oksalat
Osmolalite
Osmotik Frajilite
Oral Glikoz Tolerans Testi
Osteokalsin

P

Parathormon (PTH)
Parietral Hücre Antikoru
Parsiyel Tromboplastin Zamanı (PTT)
Parvo***** B-19 IgG Antikor
Parvo***** B-19 IgM Antikor
PTT(Parsiyel Tromboplastin Zamanı)
Paul Bunnel
Periferik Yayma
Phenobarbital (Luminal)
Phenitoin (Epdantoin)
Pıhtılaşma Zamanı
Piruvat
Piruvat Kinaz
Plazma Renin Aktivitesi
Porfibilinojen (İdrar)
Potasyum
Prealbumin
Pridonilin
Primidon (Mysolin)
Progesteron
Prokainamid
Prolaktin
PSA (Prostat Spesifik Antijen) Sensitif
PSA (Serbest/Total)
PAS (Prostatik Asit Fosfataz)
Protein C
Protein S
Ptoteinüri Taraması
Protein Elektroforezi
Protein (Total)
Protrombin Zamanı (PT)
Pseudokolinesteraz (Asetilkolinesteraz)
Pü Kültürü

R

Renin
Retikülkosit Sayımı
Retinol Binding Protein
Rivalta
RNP Antikorları
Romotoid Faktör (LATEX)
Romotoid Faktör (Latex) “Kantitatif”
Rose Bengal
RPR (VDRLKart Test)
RSV Ig G
RSV Ig M
Rubella IgG (Kızamıkçık)
Rubella IgM
Rubeola IgG (Kızamık)
Rubeola IgM

S

Salmonella Grup Aglütinasyonu
Scl-70 Antikorları
Sedimantasyon
Semen Kültürü
Seruloplazmin
SGOT
SGPT
Sickling Testi
Siklosporin
Sitrik Asit
Soğuk Aglütinasyon
Sodyum
Smooth Muscle Antikor
Sperm Antikoru (ASA)
Sperm (Semen) Kültürü
Spermogram
SS-A (Anti Ro) Antikorları
SS-B (Anti La) Antikorları
Strep-A Swap Test
Spesifik IgE

T

T3 (Total)
T4 (Total)
T3 (Serbest)
T4 (Serbest)
Tam Kan Sayımı (4 Parametre)
Tam Kan Sayımı (18 parametre)
Tam İdrar Analizi
Teksifle ARB Aranması
Testosteron (Serbest)
Testosteron (Total)
Tifo Aglütinasyonu (Gruber-Widal)
Timol Bulanıklık Testi
TGB (Tiroksin Bağlayıcı Globulin)
Tiroglobulin (Tg)
Tiroid Peroksidaz Antikoru
Tiroksin Bağlayıcı Globulin
TSH
Toksoplasma Ig G
Toksoplasma Ig M
Total Asit Fosfataz
Total Eozinofili
Total Kolesterol
TPHA (Kantitatif)
Total Lipit
Total Protein
Transferrin
Trigliserit
Trikomonas Direkt Mikroskobisi
Trombosit Sayımı
Tüberküloz Kültürü

Ü

Üçlü Test (E3,AFP,Beta HCG)
Üre
Üretral Akıntı Kültürü
Ürik Asit
Üroplasma Ürealiyticum Kültürü

V

Vajinal Kültür
Valproik Asit
VMA (Vanil Mandelik Asit)
Varicella Zoster IgG
Varicella Zoster IgM
VDRL
Vitamin A (Retinol)
Vitamin B-12
Vitamin D3 (25-OH Kolekasiferol)
Vitamin E (Tokoferol)
Vitamin C (Askorbik Asit)
Vitamin D1 (25-OH2)
Vitamin D3 (1-25 OH2)
VLDL Kolesterol

W

Weil-Felix Testi
Weinberg Testi

Gırtlak ne demek
GIrtlağın yapısı
gırtlağın özellikleri

Bağlarla birbirine raptolmuş kıkırdaklardan kurulu, yarı katılıkta bir vücut yapısıdır Salgılı bezlerle astarlanmıştır; bu astar, yukarısında olan yutağa ve aşağısında bulunan nefes borusuna kadar uzamaktadır

Gırtlak nerede bulunur?

Genellikle Adem çıkıntısı diye adlandırılan gırtlak çıkıntısı, bir çıkıntı halinde boyunda bulunur

Gırtlağın başlıca fonksiyonları hangileridir?

En önemli fonksiyonları konuşma, nefes alma ve yutak borusuna gıda maddelerini iten epiglotu harekete geçirmektir

Konuşma nasıl meydana gelir?

Gırtlaktan havanın geçmesiyle Ses kirişlerinin pozisyonları değişik bulunduğu zaman, gırtlağın açılış kışımı değişik şekiller alacak ve kirişlerde gerginlik derecesi de böylece değişecektir

Gırtlağın nefes almayla ilgisi nedir?

Gırtlak adalelerinin hareketi ile ses kirişleri ayrılmakta, hava böylece gırtlağa ve ciğerlere girebilmektedir

Gırtlak bir supap görevini nasıl yapar?

Gırtlağın bir supap hareketi ile nefes borusuna gıda maddelerinin ve yabancı cisimlerin girmesi önlenir Aynı hareketle insan nefes almak istemediği zaman ciğerlerden nefes çıkması önlenilir

Doktor gırtlağı doğrudan muayene ile kontrol edebilir mi?

Evet, bu “endirekt laringoskopi” olarak adlandırılan aynalı bir aygıt ile yapılmaktadır Gırtlak aynı zamanda “direkt laringoskopi” ile de kontrol edilebilmektedir Bu metotta içi boş ve ışıklandırılmış bir tüp ağızdan, dilin arkasından gırtlağa doğru sokulmaktadır

Doktor bu metotlarla gırtlağı kontrol etmekle ne gibi şeyleri müşahede etme imkânını bulur?

Enfeksiyon olup olmadığını tespit eder Ses kirişlerinin çalışmasını müşahede edebilir ve bunların fonksiyonlarını tamam yapıp yap madiğini görebilir Gırtlakta yabancı teşekküllerin gelişip gelişmemiş olduğunu anlar

Diş Minesi Nedir Anlamı,
Diş Minesi Ne Demektir,
Diş Minesi hakkında

Diş minesi Latince: Substantia adamantinea,
İngilizce: Enamel
vücuttaki en sert maddedir. doğal dişi en dıştan koruyucu bir katman olarak çevreler. içinde sinir hücreleri olmadığı için duyarlı değildir. % 97’si kalsiyum tuzlarından oluşur. Diş minesi altıgen “apatit” kristalleri şeklinde düzenlenmiştir. Minenin yapısına giren kalsiyum tuzları, organik diş maketi üzerinde yavaş yavaş çökelerek birikir ve kristalleşir. Bu birikme, ana rahminde iken başlar. Anne, gebelik süresince bazı ilaçlar alırsa veya çocuk mine teşekkülü sırasında bir hastalık geçirirse mine birikimi aksaklığa uğrayabilir. 0 zaman dişler sarı, gri veya kahverengi olur. Bazen de eksik (hipoplazik) teşekkül eder. hekimim.com
Steteskopun kullanım amacı
Steteskop hangi sebeple kullanılır

Stetoskop (stethoscope), vücut içinde oluşan sesleri dinlemek için kullanılan tıbbi bir cihazdır.

Bazı stetoskoplarda ayrıca çan denilen ve alçak perdeden sesleri yükseltmeye yarayan bir kısım da bulunur. Diyafram, stetoskobun tüp kısmının ucunda bulunan ve dinlenmek istenen bölgeye değdirilen yassı koni şeklinde bir parçadır. Bu parçanın içinde ortamdan yalıtılmış bir zar vardır. Yüzeydeki sesle titreyen zar konik parça içindeki havaya basınç uygular ve bu basınç tüp içinden kulaklığa kadar ulaşır ve uygun yapıdaki kulaklık parçaları, sesi kulak içine yayar. Basit bir mantıkla çalışan stetoskop, bir nevi mekanik yükselticidir.

Stetoskopla en çok dinlenen sesler şunlardır;

* Kalbin çıkardığı sesler,
* Akciğerlerin çıkardığı sesler,
* Bağırsaklarda ve midede ortaya çıkan sesler.

Ayrıca kan basıncını ölçmek için de kullanılır.

Stetoskop ile vücuttaki sesleri dinleme işine oskültasyon (auscultation) denir.

Oskültasyon, tecrübe gerektiren bir teşhis yöntemidir. Stetoskop ile kulağa ulaşan sesin normal olup olmadığını anlamak, eğitim ve deneyim gerektirir. Mesela kalpten yayılan birçok ses vardır ve bu seslerin bazısı insandan insana farklılık gösterebilir

miyokard enfarktüsü (kalp krizi)
miyokard enfarktüsü hakkında bilgi

Kalbin yeteri kadar oksijen alamayarak ölmesine kalp krizi (miyokard enfarktüsü) denir. Kalbimiz günlük yaptığımız işe göre bazen daha fazla bazen daha az oksijene ihtiyaç duyar. Oksijeni kalbin kendi damarları yani koroner damarları getirirler. Eğer koroner damarlarda bir tıkanıklık veya daralma söz konusu ise kalp yeteri kadar oksijen alamaz, beslenemez. Beslenemeyen kalp dokusu ölür, işlevini yitirir ve kanı pompalayamaz hale gelir. Sonuç olarak ölümcül bir tablo olan kalp krizi ortaya çıkar.

Ağız Florası Nedemek
Ağız Florası

Ağız Florası; ağız boşluğu içerisinde normal koşullarda bulunan ve birbirlerini dengeleyen bakteri topluluğudur.

Yenidoğanlarda ağız florası genelikle annenin doğum kanalı florası ile kaplanır. Bunlar, genellikle, Lactobasiller, Stafilokoklar, Mikrokoklar, Korinebakteriler, Enterik bakteriler, mayalar ile aerob, anaerob ve fakultatif Streptokoklardır. Bunlar birkaç gün içerisinde değişerek annenin ağız, el ve meme derisi florasını andırır. Anaerob bakteriler, özellikle diş çıkarma dönemindeki damak yarılması esnasında yerleşmeye başlar.

Kulak Nedir ne işe yarar,
Kulak Ne demek,
Kulağın Tanımı

Başın her iki yanında bulunan işitme organı
İşitme organı; memelilerde dış, orta ve içkulak bölgelerinden oluşan yapı.

Kulak,işitme organımızdır.Kulak dış , orta ve iç kulak olmak üzere üç bölümden oluşur.

DIŞ KULAK:Kulak kepçesi ve kulak yolundan oluşmuştur. Kulak kepçesi, seslerin toplanarak kulak yoluna iletilmesini sağlar. Kulak yolundaki salgı bezlerinin salgısı, kulak yolunu nemli tutmaktadır.Kulak yolundaki kıllar da dışarıdan gelen toz zerreciklerini tutar.

ORTA KULAK:Dış kulak ile orta kulak arasında kulak zarı, orta kulak ile iç kulak arasında oval pencere vardır. Böylece orta kulak iki tarafdan zar ile kapatılmıştır. Orta kulak östaki borusu ile yutağa açılır. Sesin şiddetliği olduğu ortamda ağız açılarak kulak zarına gelen basınç östaki borusundan gelen basınç ile dengelenir, kulak zarının patlaması engellenir. Orta kulakta çekiç, örs ve üzengi kemikleri bulunur. Kulak zarını titreten ses dalgaları sırayla çekiç, örs ve üzengi kemiklerinden geçerek oval pencereye iletilir.

İÇ KULAK:Orta kulak iç kulağa oval pencere ile bağlanır.Oval pencere ile iç kulağın birleştiği yerde tulumcuk bulunur.Buraya üç yarım daire kanalı bağlanmıştır. Bu kanalların içi endolenf sıvısı ile doludur. İç kulakta işitme ile ilgili kısım salyangoz (kohlea) adını alır. Bu yapıyı incelersek tepe noktada birleşen, birbirinden ince zarlarla ayrılan üç kanal görülür. Bunlardan üstteki kanal oval pencereye bağlı olan vestibular kanaldır. Alttaki kanal ise yuvarlak pencereye bağlı olan timpanik kanaldır.Her ikisinin içinde perilenf sıvısı bulunur. Ortadaki kohlear kanalda ise endolenf sıvısı vardır.

Vestibular ve timpanik kanal taban zarı ile ayrılmıştır. Taban zarı üzerinde ses titreşimlerine duyarlı almaçları içeren Corti organı yerleşmiştir. Alttan taban zarına bağlı olan almaç hücrelerinin üst kısımlarında ince tüyler bulunur. Bu tüyler örtücü zar içine gömülüdür. Corti organı da beyne giden işitme sinirleri ile bağlantılıdır.

İşitmenin olabilmesi için kulak kepçesi tarafından toplanan ses dalgalarının kulak yolunu geçerek, kulak zarını titreştirmesi gerekir. Kulak zarında oluşan titreşimler orta kulakdan sırayla çekiç, örs ve üzengi kemiklerinden yükseltilerek oval pencereye aktarılır. Bu titreşimler vestibular ve timpanik kanaldaki perilenfte bir basınç yaratır. Bu basınç sırayla perilenfi, taban zarını ve almaçları hareketlendirir. Bu hareket ince tüylerin örtücü zara sürtünmesini ve almaçlarda uyartı oluşmasına neden olur. Corti organındaki bu değişiklikler işitme sinirlerinde impuls oluşturur. İmpulslar beyine iletilerek işitme sağlanır.

NOT:İnsan kulağı saniyede 20-20.000 titreşim yapan sesleri algılayabilir.Köpek ve yarasalar daha yüksek frekanslı sesleri ayırt edebilir.Kurbağalar da 50-10.000 frekanslı sesleri duyabilir.

şizofreni ne demek
şizofreninin anlamı, tanımı

Şizofren: Şizofreniye tutulmuş kimse. – Şizofreni, düşünceleri, algıları, duyguları ve davranışları etkileyen ve hastanın işlevlerinde önemli bozukluklara neden olan belirtilerin görüldüğü kronik bir hastalık olarak tanımlanabilir.

Kan Değerleri Mpv,
Mpv Kan Değeri,
Kan Değeri Mpv nedir

MPV: Mean Platelet Volume
Trombositlerin ortalama büyüklüğüdür.
MPV testi trombositlerin hacmiyle ilgili bir durumduKan Değerleri Mon,
Mon Kan Değeri Nedir
Kan Değerleri Anlamları Mon

Monosit bir lökosit türüdür.Kanımızda bulunan lökositlerin( akyuvarların) ortalama olarak yüzde 1,7-9,3 ‘ünü oluştur.Yani monosit testinin normalin üstü olarak nitelendirilmesi için kabaca % 10’un üstü olması gereklidir.

Monositler kemik iliğinde yapıldıktan sonra kan dolaşımına geçerler.Kan dolaşımında birkaç saat dolaşımından dokulara girerler.Dokulara geçen monositler makrofaj adını alır.Monositler vücut savunmasında görevli olup fagositoz yaparlar.Monositlerin bir diğer görevi ise enfekte edilmiş vücut hücrelerini ortadan kaldırabilmeleridir.Monosit testi tek başına yapılan bir test değildir.Kan sayımı yani hemogram testi parametreleri içinde diğer parametrelerle birlikte değerlendirilen bir testdir.Düşük çıkmasından çok yüksek çıkması klinik olarak anlamlıdır.Monositler bir çok hastalıkta yüksek çıkabilmektedir.Monositlerin yüksek olarak değerlendirilmesi için monosit yüzdesinin % 10 ‘un üstünde olması gereklidir.Bazı kaynaklarda ise % 12 ve üstü monositlerin yüksek olarak değerlendirilmesi yönünde kabul edilmektedir.

Monositlerin Yükseldiği Durumlar Nelerdir?
Bazı bakteriyel enfeksiyonlar:
Akut enfeksiyonlar sonrası iyileşme dönemleri
Bazı protozoal enfeksiyonlar(sıtma gibi)
Bazı Kan Hastalıkları(monositik lösemi,KML,Polisitemi gibi)

kaynak: tahlil.com

Pct nedir,PCT testi ne anlama gelir, Pct kan tahlili, kan değerleri pct nedir

PCT, Hemogram yani kan sayımı testi parametrelerinden biridir.Kan sayımında, kanın yüzde kaçının platelet yani trombositler (kan pulcukları) tarafından oluştuğunu gösterir.Tek başına fazla bir klinik anlamı yoktur.

tahlil.com

bakteri nedir,
bakteri türleri,
Bakterilerin özellikleri

Çok basit yapılı ,yaygın çekirdekli genellikle klorofilsiz ve bölünerek çoğalan bir
hücreli canlılara bakteri denir

Bakteriler hem bitkilerden hem hayvanlardan farklıdır;hızlı çoğalmaları ve biyokimyasal etkileri bakımından canlılar aleminin dengesini sağlamada çok büyük önem taşıyan bir grup oluştururlar

Bakteriler bölünerek çoğalırlar,bölünme sonucunda ortaya çıkanlar ya bir arada kalır, ya ada yarılırlarBiçimce çok değişiktirler ev yaşadıkları ortama göre bir görünüm edinirler
Bakteriler uyarlandıkları ortama ya da içinde yaşadıkları konağa en elverişli sıcaklık sınırları içinde hızlı çoğalırlar;

Bakteriler doğada önemli rol oynarBir kısmının çok yüksek enzim etkinliği vardır;mayalandırmaya dayalı sanayilerde bundan yararlanıldığı gibi üstün yapılı hayvanların bağırsaklarında besinlerin sindirilmesinde de, bunlar önemli rol oynarBir kısım bakteriler pigment üretirler,Bir kısmı gaz üretir, demir, kükürt biriktirir,toksin salgılar,ya da içinde toksin toparlar

Genel olarak bakteriler mayalandırma ve çürütme etmenleridirOrganik maddeleri,
Gaza ve cansız maddelere dönüştürürler;bu maddeler yeniden yaşamsal çevrimde yer alırHavadaki gazları kendilerine bağlayabilir,böylece toprağı azotça zenginleştirir ve bitkilere, gelişmek için gereksindikleri inorganik besinlerin bir kısmını sağlamış olurlar Kısaca söylemek gerekirse bakteriler biyosferdeki çevrimlerde, parçalayıcı ya da mineralleştirici olarak çok önemli rol oynarlar

Hastalık yapan bakteriler,bakteriler aleminin çok küçük bir bölümüdür
Bazı bakterilerin met@bolik özelliklerinin saniyede kullanılması gelişme halindedir
Bir takım maddeleri üreten hücrelerin genlerinin bakteri kromozomuna bağlanabilmesi olanağı genetik mühendisliğinin temelidir;gen aşılan bakteriler istenilen maddeleri (hayvansak proteinler,aşı antijenleri,vb) büyük ölçüde sağlayacaklardır

Bakteriler, bulundukları ortamın ya da organizmanın zararlarına yaşarlar
Küçüklüklerine karşın, bakteriler, optik mikroskop ile görülebilir ve bu aygıttaki görüntülerine göre sınıflandırılırlarBazı bakteriler yüzeylerindeki türlü biçimde dağınık kirpikler sayesinde hareket ederler;kirpiksiz olanlar ise hareketsizdirAma onları birbirinden ayıran şey özellikle biçimleridir

Bakteriler mikroskop altında genellikle küre, çomak ya da spiral biçiminde görülür
Küresel olanlara kok ya da kaküs, çomak ya da silindir biçiminde olanlara basil,tirbüşonu andıranlara da spiral denirSon yıllarda bu üç gruptan başka kare biçiminde bakteriler de bulunmuştur. Aynı biçimde birçok bakteri bazen bir zincir gibi arka arkaya dizilir, bazen de bir üzüm salkımı denen incecik kıllar vardır;tek hücreli canlı bu kılları bir kamçı gibi sağa sola sallayarak istediği yöne hareket ederSpiraller ise tıpkı bir tirbüşon gibi döne döne ilerler

Bakteriler ikiye bölünerek çoğalır Eğer ortamda yeterince besin varsa ve bütün koşullar uygunsa bir tek bakteriden 15 saat içinde 1000000 bakteri üreyebilirAma bu bölünme hep aynı hızla sürmezÇünkü hem ortamdaki besin bu kadar büyük bir koloniye yetmemeye başlar, hem de bölünme sırasında açığa çıkan asitler bakterilerin üremesini durdurur

Adrenalin Patlaması Nedir
Adrenalin Patlamasının Vucuda Etkisi Nedir

Adrenalin Patlaması Nedir;

Adrenalin(Epinefrin), böbreküstü bezlerinin iç kısımları tarafından öz bölgede salgılanan bir hormondur

Doğada bu hormonun görevi, organizmayı acil harekete hazırlamaktır Etkisini, nabzın atışı, kanın iç organlar ve deriden kaslara sevk edilmesi, karaciğerdeki glikojenin glikoza değişmesi ve böylelikle, acil bir enerji kaynağı sağlanması şeklinde gösterir Heyecan ve korku durumunda adrenalin salgılanması artar Kan damarlarını genişletir Acı hissini azaltır Göz bebeklerinin büyümesiyle göze alınan ışık artar, daha net ve hızlı görüş sağlanır Adrenalin hormonunun yarılanma ömrü 20-60 saniyedir

Adrenalinin salgılanması sırasında:

1- İskelet kaslarına ait arteriollerde genişleme, düz kas ve sindirim sistemine ait arteriollerde daralma meydana getirir

2- Coroner arterler genişler,

3- Kan basıncı yükselir,

4- Kalp atış hızı artar,

5- Göz bebekleri(pupilla) büyür,

6- Kan şekeri(glisemi) yükselir

Adrenalin Patlaması

Vücudunu aşırı heyecena bağlı olarak aşırı derecede adrenalin salgılamasından kaynaklanırSalgılanan adrenalin kişiye farkında olmaksızın ekstra bir güç gelmiş gibi bir his verirReflekslerde hızlanmaya,aşırı cesaretlenmeye neden olurBurada extra güçten kasıtta budurEkstra güç kelimesi nadirende olsa kas lifleri aşırı gelişmiş olan insanlarda görülebir

Adrenalin patlamasında vücuttaki kol ve bacak gibi uzuvlarda hissizlik meydana gelirÖrneğin; Bir koşuda zorlanıp aşırı ısınan bacaklar yorulmaya bağlı olarak dururlarAncak yoğun derecede salınan Adrenalin buna izin vermez (bir süre daha)Adrenalinin etkisi geçtiğinde çok zorlanan bacaklarda vb şiddetli ağrılar baş gösterir ki,bu ağrılar zorlamaya bağlı olarak 15 gün kadar sürebilir

Alerjen nedir,
Alerjenin tanımı,
Alerjen hakkında bilgi

Alerjenler; yenildiği, solunduğu ya da dokunulduğu takdirde, vücutta immün sistem tarafından antijeni tanınarak, alerjik tepkiye sebep olup, antikor ürettiren maddelerdir
Rinoplasti nedir,
Rinoplasti anlamı, tanımı,
Rinoplasti hakkında bilgi

Rino-plasti, burna kalıcı şekil verme, estetik olarak burun şeklini değiştirme anlamını taşır Tıp dilinde rinoplasti estetik burun ameliyatı anlamına gelir

Burun iskeleti ve yumuşak dokularının yeniden şekillenerek yüze göre uyumlu ve orantılı bir hale getirilmesi ameliyatıdır Özellikle kişinin yüzüne göre planlanması gereken, kemik kıkırdak yumuşak dokular ve cilde şekil verilen bir ameliyattır Son yıllarda aşırı kıkırdak ve kemik çıkarımı yapılan eski yöntemler bırakılmış ve “yapısal rinoplasti” konsepti hakim olmuştur Estetik amaçlı tüm diğer girişimler gibi bu anatomik alanın cerrahisiyle primer olarak estetik plastik cerrahi eğitimi alan plastik cerrahlar ve burun cerrahisi konusunda eğitim alan Kulak Burun Boğaz uzmanları ilgilenmektedir Rinoplasti ameliyatının burun içi septumunun düzeltilmesini de içeren şekline Septorinoplasti denir

Ampütasyon nedir,
Ampütasyon anlamı,
Ampütasyonun tanımı,
Ampütasyon hakkında bilgi

Ampütasyon; Kol veya bacağın ya da vücudun herhangi bir bölümünün kesilip çıkarılmasıdır.

Lokal anestezi ne demek,
Lokal anestezi anlamı,
Lokal anestezi nasıl uygulanır

Lokal anestezi özellikle küçük alanlarda yapılan cerrahi girişimlerde tercih edilir. Burada sadece girişim yapılacak bölge uyuşturulur, hastanın bilinci yerindedir. Lokal anestetik madde bir enjektör yardımı ile cerrahi yapılacak alanın çevresine enjekte edilir ve buradaki sinir alanları uyuşturulur. Buna infiltrasyon anestezisi de denir. 3-5 dakika beklendikten sonra cerrahi girişim yapılabilir. Bu yöntem abse boşaltılması, küçük cilt kesilerinin dikiş ile kapatılması gibi durumlarda tercih edilir. Kullanılan anestezik maddenin özelliklerine göre belirli bir süre sonra anestezinin etkisi geçer. Lokal anestezik maddelerin sprey şeklinde ya da krem şeklinde olan formları da vardır. Burada vücuda bir enjektör ile veya başka bir şekilde girilmeksizin gerekli bölge yüzeyden uyuşturulur. Buna topikal anestezi de denir. Bunlar anestezi yapılacak bölgeye birkaç dakika öncesinde uygulandıklarında iğne acısının duyulmasını da engellerler. Kateter takılmasından önce, kan alınmasından önce de kullanılabilirler. Sprey şeklindeki lokal anestezik maddelerden ayrıca endoskopi ya da bronkoskopi sırasında boğazın uyuşması için de yararlanılır.

Laparoskopi ne demek,
Laparoskopi anlamı,
Laparoskopi tanımı

Laparoskopi, karın içini, optik bir cihaz kullanarak gözlemlemektir. Bu cihaz 1 cm.lik göbek altı küçük bir kesiden karın içine yerleştirilir. Karın içini aydınlatarak, rahim, yumurtalık ve tüpleri ilgilendiren hastalık veya problemleri doğrudan gözlemleme ve de gerekirse aynı anda karın alt bölgesinde açılan 3 – 5 mm’lik deliklerden içeri sokulan yardımcı aletler ile tedavi olanağı da verir. Halk arasında kansız ya da bıçaksız ameliyat olarak da bilinir.

Laparoskopi Ne Zaman Yapılır?
Aslında Laparoskopi genel cerrahide ve diğer bazı cerrahi branşlarda da kullanılmasına karşın burada verilecek olan bilgiler Kadın Hastalıklarını ilgilendirmektedir.

Laparoskopi, jinekolojide, pek çok farklı amaçla yapılabilir. Hatta denilebilir ki kanser ameliyatları da dahil olmak üzere her türlü jinekolojik cerrahi girişimi yapma olanağı vardır. En sık olarak, jinekologlar tarafından gebe kalmada güçlük çeken infertil hastaların takip ve tedavileri esnasında gebe kalmalarına engel olacak bir problemin var olup olmadığını araştırmak amacıyla yapılır.

Alıntı



Buyurun ,sohbete , sohbetci,chat ,cet,sohbet
Nazlım Chat Sohbet Odaları
SOHBET44.CHAT Odaları! Türkiye, NazliCafem.Net kanalları ile Chat Sohbet Odaları
: Chat, mynet, sohbet odası, chat sohbet, kısa aşk sözleri, ask sozleri, caht, çet odaları, nazlimcafe
Buyurun ,sohbetodalari , sohbetci,chat ,cet,sohbet


Malatyasohbet,sohbetmalatya,44sohbet44,sohbet44


Facebook Profilinde Paylaş
Ekleyen by :
Yorumlar : Yorum Yok
Etiketler :
Okunma Sayısı : 1.534 kez okunmuş.

Bir Cevap Yazın

sohbet - chat - chat sohbet - sohbet odaları - sohbet siteleri - msn sohbet - bedava sohbet -
Hikaye Sohbet Odaları Sohbet Odaları
XML-Sitemap